Kısa cevap: Pencere perdesi seçerken önce "bu odada gündüz ne yapıyorum?" sorusunu cevaplamak gerekiyor. Ben kendi evimde şu formülü kullanıyorum: içeriye tül ya da stor gibi ışığı süzen ince bir katman, dışarıya ise akşamları kapatabildiğim daha kalın bir katman. İnce katman gündüz mahremiyeti sağlarken ışığı içeri alıyor, kalın katman gece hem karartma hem yalıtım işini görüyor. Tek katmanla idare edecekseniz, güney cepheye yarı saydam keten dokular, kuzey cepheye ise açık renkli, seyrek dokulu tüller çok daha iyi sonuç veriyor.
İlk evime taşındığımda kumaşa dokunup "güzelmiş" deyip aldığım perdeler, oturma odasını öğlen saatinde mağara gibi karanlık bir yere çevirmişti. O günden sonra kumaş seçerken mutlaka ışığa tutup arkasından bakmayı alışkanlık hâline getirdim. Mağazadaki floresan aydınlatma altında kumaşın gerçek geçirgenliğini göremiyorsunuz; pencereye yaklaşıp gün ışığında bakmak lazım.
Kabaca dört seviye var ve bunları bilmek işi çok kolaylaştırıyor:
| Tip | Işık davranışı | En iyi olduğu yer |
|---|---|---|
| Tül / vual | Işığı yayar, siluet gösterir | Salon, çalışma köşesi |
| Keten / yarı saydam | Yumuşak, sıcak ışık | Yemek alanı, oturma odası |
| Dimout (yarı karartma) | Işığı belirgin azaltır | Yatak odası, TV karşısı |
| Blackout (karartma) | Neredeyse tamamen keser | Bebek odası, vardiyalı çalışanlar |
Blackout'u herkese önermiyorum. Bir dönem yatak odama tam karartma taktım, uyku kalitem arttı ama sabah kalkmak işkenceye döndü. Şimdi dimout kullanıyorum; sabah hafif bir aydınlık sızıyor ve doğal uyanmayı destekliyor.
Yeni başlayanların en sık şaşırdığı konu bu: Gündüz sizi göstermeyen bir tül, akşam içeride ışık yandığında sizi net biçimde gösterir. Işık hangi taraftaysa görüntü diğer tarafa geçer. Bu yüzden zemin kat veya karşı bina yakınsa tek katman tül asla yetmez.
Çözüm olarak denediğim üç yöntem var:
Perde, odaya giren ışığın rengini filtreliyor. Bunu ilk defa krem rengi bir keten perde asınca fark ettim: Oda birden altın sarısı, sıcak bir tona büründü. Aynı pencereye soğuk gri bir kumaş astığımda ise mekân serinledi, biraz da resmileşti.
Basit bir rehber olarak şunu kullanıyorum:
Renk kombinasyonları konusunda kararsız kalırsanız, sitedeki renk seçimi rehberindeki mantık burada da işliyor: Perdeyi odanın üçüncü rengi olarak düşünün, birinci renk olarak değil. Ayrıca aydınlatma sayfasında anlattığım nokta burada da geçerli; yapay aydınlatmanızın rengi ile perdenin rengi çatışırsa akşamları oda tuhaf görünür.
Perdeyi pencere çerçevesine değil, tavana yakın asmak odayı belirgin biçimde yükseltiyor. Ben korniş hattını çerçevenin 15-20 cm üstüne alıyorum ve genişlikte de iki yana 15'er cm taşırıyorum. Böylece perde açıkken camı kapatmıyor, ışık kaybı olmuyor.
Kumaş miktarı da önemli: Pile için pencere genişliğinin en az iki katı kumaş gerekiyor. Bir buçuk katla yaptığım bir denemede perde asılı değil, gerilmiş gibi durmuştu. Dokulu tekstil kullanımıyla ilgili yazıda değindiğim gibi, kumaşın dökümü görsel zenginliğin yarısını oluşturuyor.
Pahalı kumaş şart değil. Sade bir pamuklu ya da polyester karışımını doğru ölçüde ve doğru yükseklikte asmak, kötü monte edilmiş lüks bir perdeden daha iyi görünüyor. Hazır perde alıp boyunu terziye kısalttırmak, ısmarlama yaptırmanın epey altında kalıyor. Bütçe dostu dekorasyon fikirlerinde de sık tekrarladığım şey bu: Harcama değil, oran ve yerleşim fark yaratıyor.
Üst katlarda ve karşı bina uzaksa gündüz için yeterli. Ama akşam ışık yakınca içerisi görünür; en azından bir stor eklemenizi öneririm.
Pamuk ve keten çeker. Bu yüzden ilk yıkamayı asmadan önce yapıp sonra boy ölçüsü aldırmak en garantili yol. Polyester karışımlar bu konuda daha rahat.
Tam tersi. Yere kadar inen ince bir pencere perdesi, kısa perdeye göre odayı daha yüksek ve düzenli gösteriyor. Odaları boyutuna göre dekore etme yaklaşımında bu detay çok işe y